kyou kara ore wa yıldızyıldızyıldızyıldızyıldız(5.00)

Okuduğum en iyi manga
Bu yazıyı o kadar uzun zamandır yazmak istiyorum ki, yazmak istediklerim birikti, umarım toparlayabilirim. Batoto insanları neden bahsedeceğimi gayet iyi biliyorlar.

Batoto ana sayfası bundan yaklaşık 7-8 ay önce, yanıbaşında mini mini Türk bayraklarını tutmuş gelen bin atlı akınlarda çocuk gibi şen Hesperion çevirileri ile tanıştı.


Bu grubun çevirdiği tek manga vardı; Hiroyuki Nishimori'nin 1988'den 1998'e kadar çizdiği kült eseri Kyou Kara Ore Wa!!, Türkçesiyle "Bugünden İtibaren Ben!!". (Seri başladığında çoğunuz portakalda vitamin, toprakta potasyumdunuz, düşünün.)


Manga 366 bölümden oluşuyordu, normal gruplar gibi her hafta birer bölüm vermek olacak iş değildi. Grup kurucusu ve çevirmeni Canavar Vasfi, üniversitede 3. sınıfı bitirmişti ve yaz tatilini bu çok sevdiği manganın çevirisine adamaya kararlıydı. Program bilen bilmeyen gönüllü arkadaşlarını toplayıp bu işe girişti.


Tarihler 30 Temmuz 2014'ü gösteriyordu. Türk bayrağının tek tük göründüğü Batoto bir anda şimdiye kadar hiç görünmeyen 4 sıra tek grup tek manga ile adeta bir ağacın fırtınada kalışı gibi sarsıldı! (Kaptırdım gidiyorum... bi durıyım dimi... ehm.)


Devamında yaz boyunca çeşitli zamanlarda 4'er 5'er gelen bu mangalar, daha önce Kyou Kara Ore Wa mangasından habersiz Türkçe bilen ben dahil birçok Batoto sakininin oldukça merakını cezbetti. Şimdi bu muhabbet çok bayık biliyorum da, pek Türkçe manga okumakla alakam olmadığından kolay kolay da Türk gruplarının işine bakmazdım. Laf olsun diye merak edip baktıklarımın maalesef bir çoğunda, bunu çeviren kişilerle aynı dili konuşup konuşmadığımı sorgulardım içimde.


Ancak Hesperion ve çevirileri gerçekten farklıydı, hakeza manganın kendisi de öyle! İlk okuduğumda aklımdan geçen "İkinci bir Beelzebub-Steve olayıyla karşı karşıyayız sayın seyirciler!" oldu. Hala buralarda mı bilmem, Steve isimli şahsına münhasır çevirmenin zamanında (2011 civarı olsa gerek) Beelzebub ile olan ününün hatrı sayılırdı. Malum Beelzebub da Kyou Kara Ore Wa gibi serseriler diyarında geçen ve çevirmenini Türkçe'ye adaptasyonunda zorlayacak argo ifadelere sahipti. Steve'in çevirilerini okurken ise İshiyama Lisesi bize adeta bir Çeliktepe Cengizhan Lisesi gibi geliyor, onlarla anırıp onlarla dövüşüyorduk. İsmini vermeye tırstığım bazı komikli gruplar gibi mangayı belaltı küfürlere boğup, konuşma balonuna sığmıyor diye konuşmayı yarım çevirip bırakmıyordu, her şeyiyle çok iyiydi. Tanımıyorduk ama Steve hepimizin "reyis"iydi.


"Steve reyis"i de andıktan sonra konuya döneyim. Çünkü kendisinin bende sebep olduğu duygulara bloglar yetmez. En güzeli ise "Aman yareppi, istenince mangalar Türkçe'ye adam gibi çevrilebiliyormuş demek, yaşasın ühühühü." Dediğim gibi bu 2011 falandı ve ben çok az grup biliyordum. Bugün kendim de benzer işlere kalkıştıysam, sebeplerden biri Steve'dir, çünkü ilk feyz aldığım adam kendisidir. Çevirdiklerimizle yanına yaklaşırız umarım bir gün.


Biraz Kyou Kara Ore Wa'nın konusundan bahsetmek gerekirse, ilk önce sizden tanıdığınız başroldeki aptal shounen karakterlerini unutmanızı isteyeceğim. Çünkü burada ana karakter bilindik shounen karakterleri gibi güçlü ama EQ'su düşük bir embesil değil, tam bir çakal. Çakal ve it. Serseri kelimesi bu adam için çok hafif kaçıyor o yüzden it diyorum. İşin tuhafı, özünde bir o kadar da iyi.

Öykü ise 90lı yıllarda geçiyor, 80li yıllarda tüm dünyaya yayılan Bruce Lee etkisinin özümsendiği vakitler. Gençler hep bir yakuza olmak, herkese racon kesmek, herkese kendini ispatlamak derdinde.

Karakterleri ile birbirine zıt iki genç adam, Mitsuhashi ve İtou, aynı liseye başlayacaklardır. Fakat ikisi de ortaokuldaki sade imajlarından kurtulup liseye muhteşem bir giriş yapmak istemektedirler. İkisi de aynı kuaföre gidip kafalarını abuk subuk modellere sokup ayrılırlar ve ertesi gün okulun ilk gününde çok hoş biçimde tanışırlar. Daha sonra ayrılmaz birer ikili hale geleceklerdir. Ancak bu ikililik birbirine destek çıkmak manasında bir dostluk değil, genel olarak Mitsuhashi'nin birilerine itlik yapması ve İtou'nun Mitsuhashi'nin itliklerine tahammül etmesi ile anlamlanan bir birliktelik. (Saçma mı geldi? Okuyun anlayın.)

Seride yok yok. Kan, ter, gözyaşı, aşk, nefret, aşk üçgeni, beşgeni, deliyürek, delibörek, racon kes, kabak kes, mafya, erkekliğin onda dokuzu kaçmak, ha bir de okul hayatı... Ancak serinin en kuvvetli yanı komedisi Ayrıca karakter çeşitliliği bakımından da One Piece ile rahat yarışabileceğini söyleyebilirim. Her bölümde farklı bir tip ortaya çıkıyor ve nasıl beceriyorsa Mitsuhashi her seferinde bu tiplerle papaz olmayı beceriyor. Hesperion ise bunu çok başarılı biçimde Türkçe'ye aksettiriyor. Manga tamamlanmış ve devamında güzel projelerle devam etmelerini umuyoruz.

Not: Bu yazı karşıma çıktı ve duygularımı tıpatıp aktaran yazı olduğu için sizlerle de paylaşma gereği duydum.Uzun lafın kısası bu yazı benim değildir.

  1      0

-


Bu başlığı açmayı nasıl unuttum dedirten manga. Benim için komedi ve shounen'in ilahıdır. Bu kadar.

  0      0

-


Yıllar önce rastlayıp birkaç bölüm okumuş, devam edince bağımlısı olmuştum. Bu kadar güzel bir işin daha evvel çevrilmemiş olması beni şaşırtmıştı. İlk ve tek çeviri deneyimim oldu, çok keyif aldım hem okurken hem çevirirken.

@1'deki yazının linkini de buraya koyayım: http://oyalanan.blogspot.com/2015/04/bir-hesperion-efsanesi-kyou-kara-ore-wa.html Yazı manganın editörlerinden Forever Young'a ait. Bu yazı beni de çok mutlu etmişti. Kendisine selam olsun :)

  0      0

-


Yeni başlık açabilmek için giriş yapmalısın.

©2020 Manga-TR Online Türkçe Manga

istatistik