bir manga yazsaydınız konusu ne olurdu

Klişeden uzak olmak da ne klişe!

Şaka bir yana bir iddia vardır, yanlış hatırlamıyorsam: Sinemada çekilebilecek tüm kamera açıları kullanılmıştır. Bu iddianın da söylediği gibi; dünya üzerinde akla hayale gelmedik pek çok konuda, pek çok teknik kullanılarak içerikler üretilmiştir.

Manga konusuna gelince ise (kısıtlı bilgilerimle) upuzun bir içerik listesi uzanır. Her daim akımlar vardır, çok okunulan içerikler yapılmaya çalışılır ve benzer içerikler oluşur. Tüketim toplumunun da etkisiyle son zamanlarda bu tür üretim tipi arttı. Özgün işler, sıyrılanlar az buçuk olsa da tektipleşme epey fazla. Çünkü okunuyor, çünkü tüketiliyor. İnsan yorulmak istemiyor. Ham,ham hallediyor serileri.

Evet, özgün olan. En özgün iş bile şunun gibi örnekleri verdirir bize. Olması gereken budur. Hepimiz insanız ve maruz kaldıklarımızın, kalabileceğimiz şeylerin bir sınırı var. Gökten inmediyseniz her türlü işinizin başka işlerle alakası olacaktır. Baştaki kamera açıları meselesini de bundan dolayı belirtmiştim. Her açı kullanılmışsa madem, sen bu var olan açıları en iyi şekilde kullanmaya bakacaksın. Geçişleri kullanarak, mekanları kullanarak, teknik deneyerek gereken farklılıkları sağlayacaksın.

Özgün iş, bir şeyleriyle diğerlerinden ayrılandır. Geri kalan kısımda ise pek çok doğru kullanılmış benzerlik olabilir. İntikam üzerine milyon hikaye yazılsa da bir hikaye de siz yazabilirsiniz. Hem de özgün. İşin sırrı materyalleri doğru kullanmaktır.

Şimdi. Bir manga yazacak olsam konusu ne olurdu? Anlatmayı dert edindiğim bir konu veya bir his? Aslında geçmişten kalma bir konum vardı: Saat Yolcusu. Klasik bir zaman yolculuğu. Değil. Aslında bu saat yolcusu olan karakterimiz hiçbir olaya karışmıyor. Zaten karakterimiz bir anlatıcı kıvamında, asıl olaylar parça parça hikayeler. Hayatın her bir köşesinden bir sürü şey. Elbette bu hikayelerde kimi teori ve düşüncelerim yer alacak. Mesela, geçmişe gidecek ve geçmişteki mitsel varlıkların gerçekliğini görecek. Bir masalın içinde yaşayacak belki. Masal denilen şeyler belki gerçek çıkacak. Üstüne bu, gerçeklik zedelenmeden gerçekleşecek. Bunu burada açıklamak zor. Bu karakteri ve konuyu bana özgür bir alan yarattığı için seviyorum. Sonsuza kadar anlatabileceğin hikayeler. Fakat, eğer seyirciyi bağlamak istiyorsak seriler de olabilir. Karakterimiz her 8 bölümde bir, bir konu üzerine gidebilir. Felsefe ve akılda sorular yer alır serimde. Düşün, düşün ve düşün. Mantıksal temelleri olmayan bir seri hayal edemiyorum. Mantık benim her şeyim. Sabit bir arkaplan konusu da koymak istersek saatin ortaya çıkışını ele alabiliriz. İşte burada mükemmel bir şey yazmak gerek. Öyle bir ortaya çıkış olmalı ki bu... Kabaca böyle bir konuyu özgün hale getirmek için dikkatlice düşünmek ve yazmak gerekiyor. Mit yazmayı seviyorum. Bazı olduğunu sandığımız şeylerin, sandığımız gibi olmadığını görmek ve hiçbir şeyi kanıtlayamayacak vaziyette bulunmamız mitlerin temelini oluşturuyor. Bu temelde pek çok hikaye kurulabiliyor.

Son olarak, anlatacak bir şeyleriniz yoksa zorlamamak gerekir. Önce anlatacak bir şeyleriniz olmalı. Özellikle de başkalarının o kadar fark etmediği ve paylaşılmayan/bilinmeyen şeyler. Bunlar zaten kendini anlattırmak için fırsat kollar. Bu durum gerçekleşmişse bırakın kendini en iyi anlatabileceği koşulları size yarattırsın.

-

  3      0